Suça maruz kalan kişiye ne denir ?

Turkmen

Global Mod
Global Mod
Suça Maruz Kalan Kişiye Ne Denir?

Bazen bir kelime, bir hayatı tanımlar. Suça maruz kalan kişi, genellikle kurban olarak adlandırılır; ancak kurbanlık, her zaman başlangıç noktamız olmamalı. Bu yazıda sizlere bir hikâye anlatmak istiyorum; belki de bu hikâyede, bir kelimenin ötesinde, insan olmanın anlamını sorgulamanın vakti gelmiştir. Haydi, hep birlikte bu yolculuğa çıkalım ve suça maruz kalan bir kişinin öyküsüne göz atalım.

Bir Aşk, Bir Çözüme Yolculuk

Rüzgar hafifçe esiyor, eski taşlardan yükselen gölgeler, şehirdeki her adımı izliyor gibiydi. Esra, sabahın erken saatlerinde uyanıp, alışık olduğu gibi kahvesini hazırladı. Günlük rutini; ev işlerini yapmak, telefonlara cevap vermek, kocasına yemek hazırlamak ve en önemlisi, kızı Ela ile vakit geçirmekti. Ancak bu sabah farklıydı. Son bir yıldır içinde bir huzursuzluk vardı, ama neyin neden olduğunu tam olarak çözebilmiş değildi.

Esra'nın eşi Ali, bir mühendis olarak çok çalışıyordu. Çalışmalarını bitirip akşamları eve döndüğünde, her zaman çözüm odaklı ve mantıklı bir insan olarak yaklaşır, problemleri hızlıca çözmek isterdi. Esra'nın sık sık başına gelen bir olay, evde yalnız kaldığı zamanlarda komşularıyla yaptığı sohbetler ve kızıyla geçirdiği zamanlarda hissedilen kayıplarla ilgiliydi. Ama Ali, bu tür konuları küçümserdi; her şeyin bir çözümü vardı ve sadece doğru adımları atmak gerekirdi.

Bir gün, Esra işyerine gitmek üzere evden çıktığında, kapıyı kilitlemeden önce gözleri kayıtsızca komşusunun evinin penceresine kaydı. Pencere kapalıydı ama ne yazık ki, geçmişin izleri ona bir şeyler hatırlatıyordu. O akşam eve döndüğünde, hayatı birden değişmeye başlamıştı.

Ali, büyük bir projeyle meşguldü ve Esra, kısa süre önce başına gelen bir olayla ilgili olarak ondan yardım almak istiyordu. Ancak Ali’nin bakış açısı farklıydı; "Her şeyin çözümü vardır," diyordu. Oysa Esra, hislerini bastırarak, bu durumda suçlu hissediyordu. Gece, Esra'nın duygusal dünyasında ciddi bir kırılmaya yol açacak şekilde gelmişti.

Bir Çözüm Arayışı

Olay geceyi takip eden günün sabahında bir yıkımla başlar. Esra, sabah uyanıp dışarıya çıktığında, komşusunun evinden gelen yüksek sesli tartışmaları duymuştu. Olayları gözleriyle gördü; ama ne yapmalıydı? Duygusal bir çıkmazın ortasında, Esra’yı rahatsız eden duygu, bir tür suçluluk hissiydi. Ali’ye gitmeli miydi? Yoksa yalnız başına çözüm mü bulmalıydı?

Ali'nin yaklaşımı her zaman netti; "Bunu çözmek için doğru adımları atmamız gerek." O çözüm odaklı zihniyle, Esra’ya da "sistematik" bir çözüm önerdi. Ama Esra'nın ruh hali farklıydı. O, bir çözümden önce, hissettiği duygulara odaklanmak, yaşadığı deneyimi anlamak ve empati kurmak istiyordu. Toplumun gözünde yaşadığı bu "suçluluk" hissiyle başa çıkmanın başka yolları olduğunu düşündü.

Ali'nin çözüm önerisi de bir çare değilmiş gibi görünüyordu; onun amacı problemi çözmekken, Esra insan olmanın verdiği derinlikte, sadece ruhunun iyileşmesini istiyordu. Bu bağlamda, Esra, bir kurban olmanın ne demek olduğunu daha fazla sorgulamaya başladı.

Toplumsal Bir Perspektif: Kurbanlık ve Duygusal Yük

Esra'nın yaşadığı bu içsel yolculuk, kurbanlık kavramına dair pek çok soruyu akıllara getirdi. Bir kişi suç işlenmeden önce, kurban olmanın tanımına bakmak gerekir. Bu noktada, toplumsal bir perspektif geliştirmek önemlidir. Suç, yalnızca bir "ceza" değil, aynı zamanda duygusal bir etki de yaratır. Bir kişi suça maruz kaldığında, bu kişiye "kurban" demek, bu kişinin yalnızca olayın etkisiyle değil, toplumun ona biçtiği rol ile de içsel bir yük taşımasına neden olur.

Ali'nin çözüm odaklı yaklaşımına karşı Esra, toplumun kurbanı etiketlemeden önce, insani bir dokunuşla bu durumu anlamanın önemini savunuyordu. Toplumda kadına yönelik şiddet veya mağduriyet gibi durumlar bu perspektiften değerlendirilmelidir. Duygusal, empatik bir bakış açısı, çözüm odaklı stratejilere karşı çok daha güçlü olabilir. Çünkü sadece duygusal değil, toplumsal olarak da bireylerin yaşadığı travmalar çözülmeli, yok sayılmamalıdır. Bu bakış açısının, yalnızca kadınların değil, erkeklerin de içsel bir değerlendirme yapmasına olanak sağladığı düşünülebilir.

Sonuç: Kurban Olmak ve Yeniden Doğmak

Esra, Ali’nin bakış açısını kabul etmemekte direnerek, duygu dünyasında daha derin bir keşfe çıkmak zorunda kaldı. Birinin suça maruz kalıp, kurban edilmesi, her zaman hemen bir çözüm önerisiyle geçiştirilemezdi. Hedef yalnızca bir stratejiyle ilerlemek değil, doğru empatiyi ve anlayışı kurarak iyileşmekti.

Esra’nın ve Ali’nin hikayesi, toplumsal açıdan önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: "Bir kişiye kurban denildiğinde, bu yalnızca suçla mı ilişkilendirilmeli yoksa hissettirdiği duygusal yükle mi?"

Duygusal ve stratejik yaklaşım arasında nasıl bir denge kurmalıyız? Ali gibi çözüm odaklı yaklaşan bireylerin bakış açısı toplumu nasıl etkilerken, Esra gibi empatik yaklaşan bireylerin katkıları daha nasıl anlamlı hale gelir? Bu sorular, daha geniş bir toplumsal tartışma için bir başlangıç olabilir.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Suça maruz kalmış birinin yalnızca "kurban" olarak etiketlenmesi doğru mu, yoksa daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmeli mi?
 
Üst