Agorafobi geçer mi ?

Tolga

New member
Forumda sıkça sorulan bir soru var: “Agorafobi geçer mi?” Bu başlığı her gördüğümde yıllar önce tanıştığım birinin hikâyesi aklıma geliyor. Belki burada paylaşmak, benzer duygular yaşayan birilerine farklı bir pencere açar.

Agorafobi Geçer mi? Bir Meydanın Ortasında Başlayan Hikâye

Merhaba arkadaşlar,

Bu konuyu açmamın nedeni yalnızca bilgi paylaşmak değil. Bir süre önce yaşadığım ve hâlâ zaman zaman düşündüğüm bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Belki aranızda benzer duygular yaşayanlar vardır.

Her şey eski bir şehir meydanında başladı.

Meydan, yüz yıl önce kurulmuş bir pazar alanının tam ortasındaydı. Eskiden insanlar burada alışveriş yapar, haberleşir, düğünler kutlar, bazen de toplumsal kararlar alırlarmış. İnsanların bir araya geldiği açık alanlar tarih boyunca özgürlüğün sembolü olmuştu. Fakat ilginçtir ki bazı insanlar için bu alanlar tam tersine bir korkunun merkezi hâline gelebiliyordu.

İşte Selin de böyle hissediyordu.

Birkaç Dakikalık Yolun Ulaşılamaz Göründüğü Günler

Selin dışarıdan bakıldığında son derece sıradan bir hayat sürüyordu. Çalışıyor, arkadaşlarıyla görüşüyor, ailesiyle vakit geçiriyordu.

Fakat bir gün şehir merkezindeki kalabalık bir etkinlik sırasında kalbi hızla çarpmaya başladı.

Başta bunun yorgunluk olduğunu düşündü.

Sonra nefesi daraldı.

Daha sonra meydandan çıkamayacağı hissine kapıldı.

O gün yaşadığı panik, sonraki haftalarda zihninde büyümeye başladı.

Önce kalabalık alanlardan uzak durdu.

Sonra otobüslere binmemeye başladı.

Daha sonra yalnız yürüyüşlerden kaçındı.

Aylar içinde dünyası küçülüyordu.

Birçok kişinin sandığının aksine agorafobi yalnızca “açık alan korkusu” değildir. Daha çok kişinin kaçamayacağını düşündüğü veya yardım alamayacağı durumlara karşı geliştirdiği yoğun kaygıyla ilişkilidir.

Selin bunu öğrenene kadar yaşadığı şeyin adını bile bilmiyordu.

Farklı İnsanlar, Farklı Yaklaşımlar

Selin bu süreçte iki yakın dostundan büyük destek gördü.

Bunlardan biri Emre'ydi.

Emre mühendislik kökenliydi ve olaylara sistematik yaklaşmayı severdi. Selin'in yaşadığı durumu duyunca bir defter çıkardı.

“Peki tam olarak hangi durumlar seni zorluyor?”

“Ne zaman başladı?”

“Kaygının şiddeti hangi ortamlarda artıyor?”

Soruları peş peşe sıralıyordu.

Selin ilk başta bunun fazla teknik olduğunu düşündü.

Diğer arkadaşı Derya ise bambaşka bir yaklaşım sergiliyordu.

Derya uzun uzun dinliyor, Selin'in hislerini anlamaya çalışıyor, yaşadığı korkuların onda bıraktığı duygusal yükü konuşuyordu.

Bir akşam üçü birlikte otururken ilginç bir şey fark ettiler.

Emre çözüm yollarını görünür kılmaya çalışıyordu.

Derya ise Selin'in yalnız olmadığını hissettiriyordu.

İki yaklaşım birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıydı.

Toplumda sık sık erkeklerin yalnızca mantıkla, kadınların ise yalnızca duygularla hareket ettiği düşünülür. Oysa gerçek hayat çok daha karmaşıktır.

Emre de zaman zaman oldukça empatik davranıyordu.

Derya da gerektiğinde son derece planlı ve stratejik öneriler sunuyordu.

Belki de insanların güçlü yönleri cinsiyetlerinden çok deneyimlerinden, kişiliklerinden ve yaşam öykülerinden etkileniyordu.

Agorafobinin Tarih İçindeki Yolculuğu

Bir gün Selin araştırma yaparken ilginç bir bilgi buldu.

“Agorafobi” terimi ilk kez 19. yüzyılda Alman psikiyatrist Karl Westphal tarafından tanımlanmıştı.

O dönemde bazı insanlar geniş meydanlardan geçerken yoğun korku yaşıyorlardı.

Aslında bu durumun ortaya çıkışı tesadüf değildi.

Şehirler büyüyor, insanlar daha kalabalık ortamlarda yaşamaya başlıyor, toplumsal hayat hızla değişiyordu.

Modernleşme yalnızca yeni fırsatlar getirmemişti.

Yeni kaygılar da getirmişti.

Selin bunu okuyunca şaşırdı.

Çünkü yaşadığı şeyin yalnızca kendisine ait olmadığını fark etti.

Yüz yılı aşkın süredir milyonlarca insan benzer mücadeleler veriyordu.

Bu düşünce ona garip bir rahatlama sağladı.

Küçük Adımların Gücü

Bir sabah Emre'nin hazırladığı listeyi açtı.

İlk hedef:

Apartmanın önünde beş dakika durmak.

İkinci hedef:

Mahalle marketine yürümek.

Üçüncü hedef:

Meydana giden sokağın başına kadar gitmek.

Derya ise her denemeden sonra onunla konuşuyor, yaşadığı duyguları paylaşmasına yardımcı oluyordu.

İlk gün kolay olmadı.

İkinci gün de.

Üçüncü gün hiç olmadı.

Fakat haftalar geçtikçe bir şey değişmeye başladı.

Korku tamamen kaybolmamıştı.

Ama hayatının merkezinden çekilmeye başlamıştı.

Bazen insanlar iyileşmeyi bir düğmeye basmak gibi düşünür.

Oysa birçok psikolojik süreçte ilerleme daha çok bir yolculuğa benzer.

Geri dönüşler olabilir.

Zor günler yaşanabilir.

Ancak bu durum ilerlemenin olmadığı anlamına gelmez.

Meydana Yeniden Dönüş

Aylar sonra Selin aynı meydana tekrar gitti.

Bu kez yanında kimse yoktu.

Kalabalık yine vardı.

Sesler yine yüksekti.

İnsanlar yine aceleyle yürüyordu.

Fakat farklı olan şey meydan değildi.

Selin'in meydana yüklediği anlam değişmişti.

Bir bankta oturdu.

Derin bir nefes aldı.

Sonra etrafına baktı.

Bir zamanlar kaçılması gereken bir yer gibi görünen alan artık yalnızca bir meydandı.

Ne daha fazlası.

Ne daha azı.

İşte o an şunu fark etti:

Cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen hareket edebilmekti.

Agorafobi Geçer mi?

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişir.

Ancak araştırmalar, uygun psikolojik destek, terapi yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel tedaviyle birçok kişinin belirgin iyileşme yaşayabildiğini göstermektedir.

Önemli olan yalnızca korkunun tamamen kaybolmasını beklemek değildir.

Korkunun hayatı yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir.

Selin'in hikâyesi de tam olarak bunu anlatıyor.

Bugün hâlâ bazı günler zorlanabiliyor.

Ama artık hayatının direksiyonunda korku oturmuyor.

Şimdi bu hikâyeyi okuyanlara birkaç soru bırakmak istiyorum:

Hiç sizi durduran bir korkuyla mücadele ettiniz mi?

O korkunun arkasında gerçekten ne vardı?

Ve belki en önemlisi...

Kaçtığınız yer gerçekten korkutucu muydu, yoksa zihniniz ona olduğundan daha büyük bir anlam mı yüklemişti?

Deneyimlerinizi paylaşmak isteyenlerin yorumlarını merak ediyorum. Çünkü bazen bir kişinin anlattığı hikâye, başka birinin çıkış yolunu aydınlatabiliyor.

Kaynaklar:

* Karl Westphal'ın agorafobi üzerine tarihsel çalışmaları (1871)

* Amerikan Psikiyatri Birliği (DSM-5) tanımlamaları

* Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (NIMH) tarafından yayımlanan agorafobi ve kaygı bozuklukları araştırmaları
 
Üst