4 4 4 sistemi neden geldi ?

Ilayda

New member
4 4 4 Sistemi Neden Geldi? Eğitimdeki Değişim ve Toplumsal Beklentiler Üzerine Bir Eleştiri

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de eğitim sisteminde yapılan en büyük değişikliklerden biri, “4 4 4” eğitim sisteminin benimsenmesi oldu. Bu değişim, aslında çok konuşuldu, tartışıldı ve hala da konuşulmaya devam ediyor. İlkokul, ortaokul ve liseyi 4’er yıllık dilimlere bölen bu sistem, aslında sadece eğitimi değil, eğitimle ilişkili toplumsal beklentileri de sorgulamamıza neden oluyor. Kendi okul yıllarımdan hatırladığım kadarıyla, eğitim sürecindeki sık değişiklikler bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Ama 4 4 4’ün getirdiği yenilikleri ele alırken, sadece sonuçlara odaklanmak yerine, neden böyle bir değişiklik yapıldığını ve bunun toplumsal etkilerini de anlamaya çalışmalıyız.

4 4 4 Sistemi: Neden Bu Değişim Gerçekleşti?

4 4 4 sisteminin getirilmesinin temel nedeni, eğitimde daha esnek ve öğrencilerin gelişim seviyelerine göre yapılandırılmış bir sistemin oluşturulmasıydı. 12 yıllık zorunlu eğitimi 3 ana aşamaya ayırarak, eğitim sürecinin daha verimli olacağı düşünüldü. Bu modelin, öğrencilerin farklı yaş ve gelişim seviyelerinde daha özgür ve verimli bir şekilde eğitim almalarını sağlaması hedeflendi.

Birçok kişi bu değişimi, eğitimdeki yapısal eksiklikleri gidermeye yönelik bir adım olarak gördü. Özellikle, öğrencilerin daha erken yaşlardan itibaren ortaokula ve liseye geçmelerine imkan tanıyan bir yapı düşünülüyordu. 4 4 4’ün getirdiği bir başka yenilik de, öğrencilerin belirli bir seviyeye geldiklerinde daha fazla sosyal sorumluluk ve özgürlük alacak olmalarıydı. Bu noktada eğitimdeki amacın sadece akademik başarı değil, aynı zamanda çocukların kişisel ve sosyal gelişimlerini desteklemek olduğu ifade edildi.

Ancak, burada hemen bir soru doğuyor: Bu sistem gerçekten öğrencilerin gelişim süreçlerine uygun muydu? Özellikle öğrencilerin birbirinden çok farklı gelişim seviyelerinde olduğu düşünülürse, bu sistemin verimliliği tartışmalı olabilir. Erkeklerin genellikle çözüm odaklı, stratejik yaklaşımlarını göz önünde bulunduracak olursak, 4 4 4’ün eğitimde bir “çözüm” getirdiğini söylemek oldukça zor. Eğitimdeki yapısal değişiklikler tek başına akademik başarıyı artırmak için yeterli değil, çünkü öğrencilerin öğrenme hızları ve şekilleri birbirinden farklıdır.

Eğitimde Esneklik ve Öğrenci İhtiyaçları: Kadınların Empatik Perspektifi

Kadınların, eğitim sistemindeki değişimleri değerlendirirken daha empatik ve ilişki odaklı bir yaklaşım sergileyebileceğini düşünüyorum. 4 4 4 sisteminin çocukların kişisel gelişimlerine ne kadar hitap ettiği de önemli bir konu. Öğrencilerin yalnızca akademik başarıları değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal gelişimleri de göz önünde bulundurulmalıydı. Fakat 4 4 4 sisteminin, her öğrencinin farklı hızda gelişim gösterdiği gerçeğini tam olarak kapsayıp kapsamadığı tartışmaya açık bir konu. Eğitimde esneklik önemlidir, ancak esnekliğin öğrencilerin gelişimsel farklılıklarını doğru bir şekilde anlayarak yapılandırılması gerekir.

Örneğin, 4 yıl boyunca aynı eğitim kadrosu altında eğitim almak, her öğrencinin farklı sosyal ve duygusal ihtiyaçlarına hitap etmekte ne kadar etkili olur? Erkeklerin stratejik bakış açısıyla ele alırsak, eğitim süresi ne kadar uzun olursa, elde edilen akademik başarı da o kadar yüksek olabilir diye düşünülebilir. Fakat kadınların empatik bakış açısında, her öğrencinin kişisel ihtiyaçları, sosyal becerileri ve duygusal gelişim süreçleri daha büyük önem taşır. Bu noktada 4 4 4’ün sınıfları aynı düzeyde tutmasının her zaman en uygun çözüm olmayabileceğini söyleyebiliriz.

Toplumsal Beklentiler ve Eğitimdeki Rolümüz

4 4 4 sisteminin getirilmesinin bir başka nedeni de, toplumsal beklentilerin eğitim sistemine yansımasıydı. Herkesin bildiği gibi, Türkiye’de eğitim genellikle sınavlar üzerinden şekilleniyor. 4 4 4’ün de bu anlamda “daha verimli bir sınav sistemi” yaratacağı düşünülmüştü. Ancak, 4 4 4 sisteminin uygulamaya konulmasıyla birlikte eğitimdeki sınav odaklı yaklaşımın hiç değişmediğini görmek, bu değişikliğin sınırlı etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Öğrenciler hala aynı yoğunlukta sınavlarla karşı karşıya kalıyor ve çok sayıda ders saati geçirmelerine rağmen, yaratıcı düşünme ve problem çözme gibi beceriler konusunda yeterli gelişim sağlanamıyor.

Burada, bir soru ortaya çıkıyor: Gerçekten de eğitimde sistemin değişmesi, sınav odaklılığın azalmasını ve daha geniş bir öğrenme perspektifinin gelişmesini sağlayacak mı? 4 4 4 sistemi, toplumun beklentilerini karşılamak için miydi, yoksa eğitimde daha derin bir dönüşüm için mi atılmıştı?

4 4 4 Sisteminin Zayıf Yönleri ve Eleştiriler

Tartışmamızın bir diğer boyutu, 4 4 4 sisteminin zayıf yönlerine dair eleştiriler. Her ne kadar eğitimin daha verimli ve bireyselleştirilmiş olması hedeflense de, bu sistemin eğitimdeki gerçekteki çeşitliliği ne kadar kapsadığı tartışmalı. Birçok öğrenci bu sistemde, kendi hızına göre eğitim alamadı, çünkü tüm sınıflar aynı düzeyde tutuldu. Bu durum, bazı öğrencilerin geride kalmasına, diğerlerinin ise derslerde sıkılmasına yol açtı. Ayrıca, 4 4 4 sistemiyle birlikte, öğrencilere uygulanan müfredatın daha katı hale geldiği ve çeşitli sosyal gelişim alanlarının göz ardı edildiği de eleştirilen bir diğer noktadır.

Öğrencilerin yalnızca akademik başarılarına odaklanmanın ötesine geçilmesi gerektiği gerçeği, daha yaratıcı ve özgür bir eğitim anlayışını gerektiriyor. Bu anlayış, sadece sınav sonuçları değil, aynı zamanda öğrencilerin duygusal, sosyal ve kişisel gelişimlerini de göz önünde bulundurmalıdır.

Sonuç: Eğitimde Değişim Yeterli Mi?

Sonuç olarak, 4 4 4 sistemi eğitimde bazı yenilikler getirmiş olsa da, temel hedeflerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hala belirsizdir. Eğitimin uzunluğu kadar, içerik ve öğretim yöntemlerinin de yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Eğitimdeki en büyük değişikliklerden biri, sınav odaklılıktan daha geniş ve yaratıcı bir öğrenme anlayışına geçiş yapmaktır.

Sizce eğitimde yapılacak bir sonraki reform ne olmalı? 4 4 4 sistemi, öğrencilerin gelişim süreçlerine gerçekten hitap ediyor mu? Eğitimdeki bu değişikliklerin toplumsal sonuçları nasıl değerlendirilmeli?
 
Üst