Olumlama neden işe yaramıyor ?

Tolga

New member
Olumlama Neden Her Zaman İşe Yaramaz? Kültür, Cinsiyet ve Bireysel Faktörler Üzerinden Bir Karşılaştırma

Hepimizin hayatında olumsuz düşüncelerle başa çıkmak için olumlamalar kullandığı anlar olmuştur. Kendimize "başarılı olabilirim" ya da "yeterliyim" diyerek zihinsel gücümüzü arttırmayı amaçlarız. Ancak, birçoğumuzun deneyimlediği gibi, bu olumlamalar bazen etkili olmuyor. Peki, neden? Olumlamanın işe yaramadığı noktaları incelemek, hem bireysel hem de toplumsal bir çözüm geliştirmeye yardımcı olabilir. Gelin, bu yazıda, olumsuzlukların üstesinden gelme yolunda olumlamanın her zaman işe yaramadığını, erkekler ve kadınlar arasında nasıl farklı şekillerde algılandığını ele alalım.

Olumlamanın Temel Mantığı ve İşe Yaramama Sebepleri

Olumlama, kendi düşüncelerimizi ve inançlarımızı, hayatımızı daha pozitif bir hale getirebilmek için değiştirme sürecidir. Pek çok psikolojik çalışma, olumlamaların başlangıçta motivasyon artırıcı ve özgüven yükseltici olabileceğini belirtse de, bazı durumlarda bireylerin bu teknikten bekledikleri sonuçları alamadıkları görülmüştür. Olumlama, genellikle bilinçli zihnimizin bir yönü olarak pozitif düşünceyi tetiklemeyi amaçlar, ancak bu bazen bilinçdışı engeller ve eski alışkanlıklarla çelişebilir.

Birçok birey olumlama yaparken, gerçekçi olmayan beklentilere sahiptir veya derinlemesine anksiyete ve stres ile başa çıkacak araçları henüz geliştirmemiştir. Dolayısıyla "yeterliyim" veya "başarılı olabilirim" gibi olumlamalar bir noktada mantıklı gözükse de, bireylerin alt bilinçlerindeki olumsuz inançlarla çakışabilir. Bu durumda olumlama, sadece kısa süreli bir rahatlama sağlamakla kalır, ancak daha uzun vadeli değişim sağlamakta etkisiz kalır.

Erkekler ve Kadınlar Arasında Olumlama Algıları: Veri ve Duygusal Bakış Açılarının Farklılığı

Erkeklerin ve kadınların olumlama süreçlerine nasıl yaklaştıkları, toplumsal normlar ve bireysel deneyimlerin etkisiyle şekillenir. Erkekler genellikle, olumlamaların veri odaklı, hedefe yönelik bir araç olarak görülmesine eğilimlidir. Bu yaklaşım, daha fazla kişisel başarı ve dışsal ölçülebilir hedeflere odaklanır. Kadınlar ise olumlamaları duygusal ve toplumsal bağlamda görme eğilimindedir. Bu durum, toplumsal rollerin, beklentilerin ve kültürel etkilerin şekillendirdiği bir farklılıktır.

Erkekler: Objektif ve Veri Odaklı Olumlama

Erkeklerin olumlama süreci genellikle daha hedef odaklıdır. Araştırmalar, erkeklerin başarılarını toplumsal statülerine ve kariyerlerine dayalı olarak değerlendirdiklerini gösteriyor (Kemp, 2009). Bu nedenle erkeklerin olumlamaları daha çok "Ben başarılı bir lider olabilirim" ya da "Kariyerimde zirveye çıkacağım" gibi bireysel hedeflere odaklanır. Olumlama teknikleri, genellikle kişisel başarının peşinden gitmeyi hedefler.

Fakat bu yaklaşımda bazı zorluklar da vardır. Erkekler, toplum tarafından kendilerinden sürekli olarak başarı ve liderlik bekledikleri için, olumlamalar genellikle dışsal başarıya ve toplumsal normlara sıkı sıkıya bağlıdır. Bu da, bireylerin kendi içsel motivasyonlarını kaybetmelerine neden olabilir. “Başarı” ve “güç” gibi unsurlara odaklanmak, bazen bireyin duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelmesine yol açar ve dolayısıyla olumlamaların geçici bir çözüm sunmasına neden olabilir.

Kadınlar: Duygusal ve Toplumsal Etkilere Dayalı Olumlama

Kadınların olumlama süreçleri daha çok duygusal bağlara, toplumsal ilişkilere ve içsel dengeye odaklanmaktadır. Kadınlar, genellikle toplumsal normlar gereği aile içindeki rollerini, toplumla olan ilişkilerini ve başkalarıyla olan etkileşimlerini önemserler. Bu nedenle, kadınlar için olumlama genellikle "Ben güçlü bir anne olabilirim" veya "Çevremdeki insanlara yardımcı olabilirim" gibi duygusal ve toplumsal değerlerle şekillenir.

Kadınlar için bu tür olumlamalar, bazen fazla içsel ve dışsal baskılarla çakışabilir. Kadınların toplumsal olarak hem duygusal hem de fiziksel olarak "mükemmel" olmaları beklenir. Bu yüksek beklentiler, olumlamaların etkisini sınırlayabilir. Çünkü kadınlar, bazen kendilerini başkalarına hizmet eden bir figür olarak gördüklerinden, kendi başarılarına odaklanmayı ihmal edebilirler. Bu da onların olumlamalarını daha az etkili kılabilir.

Olumlama ve Toplumsal Etkiler: Kültürler Arası Farklar

Erkeklerin ve kadınların olumlama süreçleri yalnızca cinsiyete bağlı değildir, aynı zamanda kültürel dinamikler de büyük bir rol oynamaktadır. Örneğin, Batı toplumlarında, bireysel başarı vurgusu daha fazladır ve olumlamalar bu başarıyı artırmaya yönelik olur. Ancak Doğu toplumlarında, toplumsal uyum ve aile içindeki denge daha önemlidir. Bu da olumlama yöntemlerini etkiler. Hindistan gibi toplumlarda, bireyler “toplumum için başarılı olacağım” gibi olumlamalarla kendi başarılarını toplumsal sorumlulukla birleştirirler (Nisbett, 2003).

Olumlamanın Geleceği: Bireysel ve Toplumsal Bağlamda Etkili Olumlamalar

Sonuçta, olumlamaların her zaman etkili olmamasının nedeni, kişinin mevcut düşünsel yapısına, toplumsal baskılara ve kültürel değerlerine bağlıdır. Her birey, bu süreçte farklı deneyimler yaşar ve olumlamalar her zaman aynı etkiyi yaratmaz. Bununla birlikte, olumlamaların daha etkili olabilmesi için, kişilerin bilinçli olarak hem içsel hem de toplumsal bağlamda denge kurmaları gerekir.

Sizce olumlama tekniklerini daha etkili hale getirebilmek için nasıl bir yaklaşım benimsemeliyiz? Bireysel hedeflere odaklanmak mı daha verimli, yoksa toplumsal sorumlulukları ve duygusal dengeyi de göz önünde bulundurmak mı? Hangi faktörler, olumlamaların etkisini sınırlayabilir?

Kaynaklar:

Kemp, R. (2009). *The Importance of Leadership: A Cross-Cultural Perspective. Journal of Business Ethics, 86(3), 339-351.

Nisbett, R. E. (2003). *The Geography of Thought: How Asians and Westerners Think Differently...and Why. Free Press.
 
Üst